Lojistik Taşıma Sözleşmesi nedir?
Lojistik taşıma sözleşmesi, Türk Ticaret Kanunu ve ilgili özel kanunlar ile uluslararası anlaşmalarda düzenlenen malın bir yerden başka bir yere taşınması ve taşımayla bağlantılı lojistik hizmetlerin yerine getirilmesine ilişkin taraflar arasında yapılan yazılı veya sözlü tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Bu sözleşme, sadece taşıma hizmetini değil; planlama, depolama, yükleme-boşaltma, sigorta, gümrükleme, dağıtım ve takip gibi lojistik zincirinin bir parçası olan hizmetleri de kapsayabilir.
Sözleşmenin tarafları kimlerdir?
Bu sözleşme, tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olup, tarafların taşıma işindeki rolleri ve sorumlulukları farklılık gösterir.
- Taşıyıcı (Nakliyeci): Taşıma sözleşmesiyle eşya veya yolcu taşıma işini veya ikisini birlikte üstlenen kişi olarak tanımlanır. Ücret karşılığında eşyayı bir yerden bir yere taşımayı ve orada gönderilene teslim etmeyi taahhüt eden gerçek veya tüzel kişidir. Taşıyıcının temel yükümlülüğü, eşyayı kendi gözetimi ve sorumluluğu altında, kararlaştırılan şartlarla bir yerden başka bir yere nakletmek ve gönderilene tam ve sağlam olarak teslim etmektir. Bu süreçte eşyanın zıyaı, hasarı veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur Taşıyıcı, kendi adamlarının veya taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı diğer kişilerin (örneğin alt taşıyıcıların) görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden de kendi fiili gibi sorumludur.
- Gönderen (Taşıtan): Eşyayı taşıtmak isteyen ve taşıyıcıya teslim eden kişidir. Taşıma ücretini ödemeyi borçlanır. Gönderen, eşyayı taşıma güvenliğine uygun biçimde araca koyarak, istifleyerek, bağlayarak, sabitleyerek yüklemek ve aynı şekilde boşaltmak zorundadır (TTK m. 863/1). Ayrıca, eşyanın niteliği gerektiriyorsa, zıya ve hasardan koruyacak şekilde ambalajlamak ve işaretlemekle yükümlüdür (TTK m. 862) Yetersiz ambalajlama veya işaretlemeden kaynaklanan zararlardan, kusuru olmasa dahi taşıyıcının zararlarını tazminle yükümlü olabilir (TTK m. 864).
- Alıcı (Gönderilen): Eşyanın varma yerinde kendisine teslim edileceği kişidir. Alıcının temel edimi, taşıma ücretini ödemeyi borçlanmaktır (TTK m. 850/2). Alıcı, eşyanın teslim alınması ve taşıma ücretinin ödenmesi konusunda sorumluluk sahibidir. Eşyanın açık zıyaı veya hasarının en geç teslim sırasında taşıyıcıya bildirilmemesi halinde, eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği varsayılır (TTK m. 889)
Hukuki dayanağı nedir?
- Türk Ticaret Kanunu(TTK): Lojistik sözleşmelerini genel olarak düzenler (TTK m. 850 vd.).
- Karayolu Taşıma Kanunu ve Yönetmeliği: Karayoluyla yapılan taşımacılık faaliyetlerine ilişkin özel düzenlemeler içerir.
- Uluslararası Anlaşmalar: Özellikle uluslararası taşımalarda, CMR Konvansiyonu (Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi) gibi anlaşmalar, Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca iç hukuk kuralı haline gelmiş olup öncelikli olarak uygulanır.
Lojistik sözleşmelerinde yetkili ve görevli mahkeme nedir?
Yetki sözleşmesi yoksa veya geçersizse, genel yetki kuralları uygulanır. Buna göre, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.
Uluslararası taşıma sözleşmelerinde yabancılık unsuru bulunması halinde, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. MÖHUK’un 40. maddesi uyarınca, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder. Yer itibarıyla yetkili bir Türk mahkemesinin bulunması, milletlerarası yetkinin varlığı için gerekli ve yeterlidir. Taraflar, yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Bu anlaşmanın yazılı delille ispat edilmesi halinde geçerli olur. Ancak, dava, yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması halinde yetkili Türk mahkemesinde görülür. CMR Konvansiyonu gibi uluslararası sözleşmeler de, dava açılabilecek mahkemeler konusunda özel yetki kuralları içerebilir ve bu tür sözleşmeler Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca kanun hükmünde olduğundan öncelikli olarak uygulanır. Ancak, konişmentodaki yetki şartının, sözleşmenin nispiliği ilkesi uyarınca sadece tarafları bağladığı ve üçüncü kişi konumundaki acentenin bu yetki sözleşmesinden yararlanamayacağı da Yargıtay tarafından kabul edilmiştir.
Taşıyıcının sorumlulukları nelerdir?
- Eşyayı Tam ve Sağlam Teslim Etme Borcu: TTK’nın 875/1. maddesi uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur.
- Özen Yükümlülüğü: Taşıyıcı, eşyayı kararlaştırılan şartlarla bir yerden başka bir yere taşıma yanında, muhafazası altındaki eşyanın her türlü tehlikeye karşı korunması için gerekli özeni göstermek zorundadır. Bu özen yükümlülüğü, eşyanın yüklenmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında tedbirli ve basiretli bir taşıyıcıdan beklenen dikkat ve ihtimamı göstermeyi içerir. TTK’nın 20. maddesi uyarınca basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü, taşıyıcı için de geçerlidir. Taşıyıcı, genel olarak gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini kanıtlaması yeterli olmayıp, zıya ve hasara neden olan olayın doğumunda da kusurlu olmadığını kanıtlaması gerekecektir.
- Yardımcı Kişilerin Fiillerinden Sorumluluk: Taşıyıcı, kendi adamlarının veya taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı diğer kişilerin (örneğin alt taşıyıcılar veya sürücüler) görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. Bu durum, alt taşıyıcıların da zarardan müteselsilen sorumlu olabileceği anlamına gelir.
- Sorumluluktan Kurtulma Halleri: Taşıyıcı, zararın kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebepten, eşyadaki eksiklikten veya ayıptan, eşyanın mahiyetinden veya ambalajının hatasından kaynaklandığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Mücbir sebep (taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebepler) de sorumluluktan kurtulma nedenidir. Ancak, mücbir sebebin varlığını kanıtlamak taşıyıcının sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırır.
Gönderenin Sorumlulukları Nelerdir?
- Eşyayı Yükleme, İstifleme ve Ambalajlama Borcu: Sözleşmeden, durumun gereğinden veya ticari teamülden aksi anlaşılmadıkça; gönderen, eşyayı taşıma güvenliğine uygun biçimde araca koyarak, istifleyerek, bağlayarak, sabitleyerek yüklemek ve aynı şekilde boşaltmak zorundadır. Eşyanın niteliği gerektiriyorsa, zıya ve hasardan koruyacak ve taşıyıcıya zarar vermeyecek şekilde ambalajlamak ve işaretlemek de gönderenin yükümlülüğündedir.
- Kusursuz Sorumluluk: Gönderen, kusuru olmasa dahi yetersiz ambalajlama ve işaretlemeden kaynaklanan taşıyıcının zararları ile giderlerini tazminle yükümlüdür (TTK m. 864). Zararın veya giderlerin doğmasında taşıyıcının davranışlarının da etkisi olmuşsa, tazmin yükümlülüğü ile ödenecek tazminatın kapsamının belirlenmesinde, bu davranışların ne ölçüde etkili oldukları da dikkate alınır (TTK m. 864/3)
- Alıcının sorumlulukları nelerdir?
- Taşıma Ücretini Ödeme Borcu: Alıcı, taşıyıcıya taşıma ücretini ödemeyi borçlanır (TTK m. 850/2). Bu sorumluluk genellikle gönderen ile birlikte müteselsil niteliktedir.
- Eşyayı Teslim Alma ve İnceleme Yükümlülüğü: Alıcı, eşyayı teslim almak ve muayene etmekle yükümlüdür. Eşyanın açık zıyaı veya hasarının en geç teslim sırasında taşıyıcıya bildirilmemesi halinde, eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği varsayılır (TTK m. 889) Bu bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, taşıyıcı lehine bir karine oluşturur.
Zamanaşımı Süreleri Nelerdir?
Lojistik taşıma sözleşmelerinden doğan alacaklar ve tazminat talepleri kısa zamanaşımı sürelerine tabidir:
- CMR Konvansiyonu (m. 32): Genel zamanaşımı süresi 1 yıldır.
- TTK (m. 855 ve 1246): Taşıma ve navlun sözleşmelerinden doğan alacaklar 1 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süreler, taşımanın tamamlandığı veya eşyanın teslim edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Ziya ve Hasar Halleri Nelerdir?
Taşıma hukukunda zıya, taşıyıcının kendisine teslim edilen eşyayı hak sahibine tamamen veya kısmen teslim edememesi halidir. Eşyanın kaybolması veya çalınması gibi durumlar zıya kapsamına girer. Hasar ise, taşınan eşyada meydana gelen ve eşyanın değerinin düşmesine neden olan her türlü maddi kötüleşme halidir. Örneğin, eşyanın kırılması, ezilmesi, ıslanması, bozulması gibi durumlar hasar olarak kabul edilir. Gecikme, zıya ve hasarın yanı sıra, eşyanın kararlaştırılan veya makul sürede teslim edilmemesi de taşıyıcının sorumluluğunu doğuran bir haldir.
İspat yükü taraflardan hangisinin sorumluluğundadır?
Taşıma sözleşmelerinde ispat yükü, genel hükümlerden farklı olarak, taşıyıcının sorumluluğu açısından tersine çevrilmiş bir kusur karinesi veya kusursuz sorumluluk ilkesi ile işler.
- Taşıyıcının Sorumluluğunda İspat Yükü (Kusur Karinesi): Taşıyıcı, eşyanın kendisine teslim edildiği andan gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar geçen süre içinde uğradığı zıya ve hasardan sorumludur (TTK m. 875/1)
- İspat Yükünün Taşıyıcıda Olması: Bu sorumluluk, kural olarak, taşıyıcının kusursuzluğunu ispat etmedikçe varlığını sürdürür. Yani, eşyanın taşıyıcıya tam ve sağlam olarak teslim edildiği ve alıcıya hasarlı veya eksik teslim edildiği ispatlandığında, zararın taşıyıcının kusurundan kaynaklandığı karine olarak kabul edilir. Taşıyıcı, bu zarardan sorumlu olmadığını, zararın kendi kusurundan doğmayan bir sebepten ileri geldiğini ispatla yükümlüdür.
- Taşıyıcının Kurtuluş Halleri: Taşıyıcı, sorumluluktan kurtulmak için TTK’nın 876 ve 878. Maddelerinde belirtilen hallerden birini ispat etmelidir. Bu haller arasında; mücbir sebep, eşyanın doğal niteliğinden kaynaklanan zarar, gönderenin yetersiz ambalajlaması, gönderen veya alıcının fiili veya talimatı sayılabilir.
Hasar İhbar Yükümlülüğü ve İspat Yüküne Etkisi:
- Alıcının İhbar Yükümlülüğü: Eşyanın açık zıyaı veya hasarının en geç teslim sırasında taşıyıcıya yazılı olarak bildirilmesi (ihtirazi kayıt konulması) gerekir. Hasar haricen belli olmuyorsa, teslimden sonra belirli bir süre (genellikle 3 gün) içinde bildirim yapılmalıdır.
- İhbarın İspat Yüküne Etkisi: Bu bildirimin süresinde yapılmaması, ispat yükü açısından önemlidir. Eğer süresinde ve usulüne uygun ihbar yapılmazsa, eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği varsayılır (karine). Bu durumda, alıcının veya gönderenin, zararın taşıyıcının sorumluluğunda meydana geldiğini ispatlaması zorlaşır. Ancak, zıya veya hasar taşıyıcının kendi hilesinden yahut ağır kusurundan doğmuş ise, taşıyıcı dava hakkının düştüğünü iddia edemez.
- Yükleme ve Ambalajlamada İspat Yükü: Kural olarak ambalajlama ve yükleme gönderene aittir (TTK m. 862, 863/1). Ancak, yükleme ve istifleme gönderene ait olsa dahi, taşıyıcının yükün sağlıklı taşınabilmesi için bu işlemlere basiretli bir tacir gibi nezaret etme, hatalı bir yükleme varsa buna karşı çıkma ve yükün güvenli taşınabilmesi için gereken tedbirleri alma yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülüğün ihlali halinde taşıyıcı müterafik kusurlu kabul edilebilir. Bu durumda, zararın ambalaj veya yüklemeden kaynaklandığını iddia eden tarafın bu durumu ispatlaması gerekir, ancak taşıyıcının nezaret görevini ihlali halinde müterafik kusuru da dikkate alınır.
Öztürk & Kuru Avukatlık Ortaklığı